İzmir'de yaşayıp da Bostanlı sahilinde yürümemiş, kahve içmemiş, kumru yememiş kişi sayısı sanırım çok azdır. Akşamları gençlerle dolup cıvıl cıvıl olan Karşıyaka'nın güzel semti Bostanlı, gündüzleri ise alışverişini yapan bayanların uğrak yeri. Son iki yıldır Bostanlı'nın şaşırtan gelişimi yatırımcıların da dikkatini çekmiş olacak ki cafeler, lüks restoranlar, barlar ve balık pişiricileri de mekan açmak için Bostanlı'yı tercih ediyor. Herkesin Bos-pa olarak bildiği ve her Çarşamba sabahın erken saatlerinden itibaren dolup taşan Bostanlı Pazarı'na diğer semtlerden gelen ziyaretçiler bir daha ki Çarşamba görüşmek üzere ayrılıyorlar Bostanlı'dan.
Bostanlılı ressamların haftanın beş günü resim yaptıkları Bostanlı Güzel Sanatlar Parkı mutlaka gidilip görülmesi gereken yerlerden biri. Oradaki ressamların Bostanlı'yı defalarca ama farklı farklı tuale aldığını sizde göreceksiniz. Sahilinde oturan aşıkları, yaşlıları, hayvan severleri, çocukları.
"Çeşme kumrusu" olarak bilinen kumruyu belki de Çeşme'den daha nezih bir yerde, sadece Bostanlı'da yiyebilirsiniz. Açıkhava Tiyatrosu'nun ünlü yağmuru ayrı bir keyif yaşatır insana. Bülent Ortaçgil, Ata Demirer, Duman, Leman Sam, Sunay Akın, Mor ve Ötesi, Bostanlı'ya gelip sevenleri ile buluşurlar.
Eski Papaz'dan şimdiki Bostanlı'ya
Şimdi sizleri biraz eskiye götürüyoruz. Doğma büyüme Bostanlılı, 83 yaşındaki Sami amcaya... Bostanlı dediğimiz anda ağzından şu cümleler dökülüyor. "Bostanlı'da eskiden kiliseler vardı. Bu yüzden Eski ismi Papaz'dır. Menemenli tüm bostancılar buraya gelirlerdi. Şimdiki Şehitler Bulvarı'nda pazar vardı ve bostancılar burada pazar kurardı. Bu yüzden ismi Bostanlı kaldı."
"Karşıyaka Anlatılmaz Yaşanır" isimli kitabını yakın bir zaman sonra raflarda bulabileceğiz, eski Karşıyakalı Cem Hululu'nun kaleminden eski Bostanlıyı sizlere sunuyoruz. Kitap, Karşıyaka'yı yaşayan bütün Karşıyakalıların hayatları ve fıkralaşmış esprileri ile kendilerini bulacakları ve fuardaki aynalar gibi kendilerine gülüp anılarını yad edecekleri bir kitap.Keyifle okuyacağınız bu yazıdan sonra sizleri de mutlaka Bostanlı'ya davet ediyoruz.
Bostanlı'nın başlangıcı perili ev
İzmir'de gün batımının yarattığı eşsiz manzarayı seyretme imkanı bulabileceğiniz en güzel beldelerden biridir Bostanlı. Gök kuşağının yedi renginin oluşturduğu tayfın bordodan laciverde en güzel renklerini görebileceğiniz Bostanlı, geceleri ise mehtap adeta ay ile denizin kucaklaştığı yerdir. Güneyinde İzmir Körfezi'ni önüne alan belde kuzeyde sırtını Yamanlar dağına dayar. Kutsal topraklar olarak anılan Karşıyaka'nın bu şirin beldesi adını bostan tarlalarından alır. Bostanlı'da yüzyılın başlarında bostanlardan toplanan kavun ve karpuzlar at arabalarıyla Bostanlı iskelesine getirilir, takalara yüklenerek sevk edilirdi. Bostanlı'nın doğusu o zamanlar perili evin bulunduğu Osmanzade semtinden başlar, batıda Bostanlı Deresi'nde son bulurdu. Bostanlı'nın sahil bölümüne Deniz Bostanlısı, şimdiki Nergiz semtinin olduğu bölüme de Kara Bostanlısı denilirdi. Deniz Bostanlısı ile Kara Bostanlısı'nı ayıran sınır demiryoluydu. 1950'li yıllarda 2-3 bin kişilik nüfuzu olan Bostanlı şirin bir balıkçı köyüydü. İki balıkçı kahvesi, bir gazinosu ve köy camiinden oluşan köy merkezi ve şimdiki Varan Turizm'in bulunduğu çeşme durağına Karşıyaka'dan ulaşım atlı tramvay ile sağlanırdı. Son derece modern bir balıkçı köyü olan Bostanlı'nın plajları, 1950'li yıllarda tıpkı zarif Çeşme kumsalları gibi denize girenlerle dolup taşardı.
Dokuz Kayalar
Önceleri adı Soconi Vakum olan Mobil Oilin benzin depoları Osmanzade sahilinde olup tankerler iskeleye yanaşarak petrol getirirdi. İskele dokuz adet beton ayak üzerine kurulu olup, iskelenin kaldırılmasından sonra buranın adı dokuz kayalar olarak kalmıştır. Şimdilerde ikisi görünen kayalıklarda yapışık olarak el büyüklüğünde midyeler oluşur. Eskiden bunlar toplanıp midye dolması yapılarak restoranlarda satılırdı. Amatör oltacılar kafası yosun tutmuş çipura ve 12 kilogram ağırlığında levrekler yakalardı Bostanlı sahillerinde. Balıkçılar ise Halikarnas Balıkçısı'nın (Cevat Şakir) Paraketa diye anlattığı (balıkçıların parapat dediği) sepetlerdeki iplerin ucuna taktıkları iğneleri yemleyerek (mamun ve sülinez ile) veya ağlarıyla balık avlarlardı. Bostanlılı hanımlar ise tuzlu topraklarda yetişen ve lüks restoranların nadide yemeği olan deniz börülcelerini toplarlardı. Yine romatizması olan yaşlılar plajlarda vücutlarını sıcak kuma gömerek doğal fizik tedavi yaparlar, guatrı olan yaşlılar ise troit bezlerine iyi geldiği için yosunları boyunlarına sarıp doğal tedavi olurlardı. Her tarafı tarla olan Bostanlı'da sahil patrea tarlalarının oluşturduğu Kara Bostanlısı'ndan görülürdü.
Papaz
Bostanlı Deresi'nden kırık dökük bir tahta köprüyle geçilirdi. Çamaltı tuzlası ve Kuş Cenneti'ne kadar uzanan bataklık araziden oluşan bölgede ve derenin arkasında sonraları gazino ve 70'li yıllarda açık hava sineması yapıldı. Tepesinde adamsı bir kule bulunan Rumlardan kalma kilise harabesi bulunduğu belde "Papaz" adını da bu kilisede oturduğu söylenen papazdan alır.
Karşıyaka'nın ilk halkı
Beldeleri belde yapan o topraklarda yaşayan insanlar olduğundan onlardan da bahsetmeden geçilmez. Bostanlı'nın ilk nüfusunu Rumeli'den gelen Boşnaklar ile Karadeniz'den gelen Lazlar oluşturmuştur. Boşnaklar tarım ve zanaat ile Lazlar ise balıkçılıkla geçimlerini temin ederlerdi. Birbirlerinden kız alıp veren akraba olan bu iki grup bir asırdır tatlı bir ahenk içinde yaşamıştır.
|